Türkiye’de artan malpraktis (hatalı tıbbi uygulama) davaları ve bu davalarda verilen astronomik tazminat kararları, sağlık sisteminin yapısal sorunlarını gündeme taşıdı.
Son beş yılda binlerce malpraktis davası açılırken, 70–100 milyon lirayı aşan tazminatlar hekimler arasında korku ortamı yarattı.
Sağlık meslek örgütleri, kusur ile tıbbın kaçınılmaz risklerinin bilinçli biçimde birbirine karıştırıldığını vurgulayarak, “5 dakikada yapılan muayaneler, performans baskısı ve hız dayatması tıbbi hatalara zemin hazırlıyor. Hekimler değil, sağlık sistemi yargılanmalı” dedi.
RİSKLİ BRANŞLARDA ALARM
Yüksek tazminat kararlarının en çok cerrahi, kadın hastalıkları ve doğum, beyin cerrahisi ve kalp-damar cerrahisi gibi riskli branşları etkilediği belirtiliyor. Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda (TUS) bu alanların giderek daha az tercih edilmesi, sağlık alanında derinleşen insan gücü krizinin habercisi olarak değerlendirildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Dr. Fahri Yüce Ayhan, malpraktis tartışmalarında çok temel bir ayrımın gözden kaçırıldığını belirterek “Malpraktis, her istenmeyen tıbbi sonuç değildir. Esas bakılması gereken hekimin ihmali, kastı ya da suistimali olup olmadığıdır. Hiçbir test yüzde yüz kesin değildir. Hekim tüm tıbbi gerekleri yerine getirmişse ve buna rağmen istenmeyen bir sonuç ortaya çıkmışsa bu malpraktis değildir” diye konuştu. Ayhan, kusur olmaksızın verilen rekor tazminatların hekimleri yıldırdığını belirterek, “Ehliyetsiz ya da alkollü bir sürücünün neden olduğu ölümde bile bu kadar yüksek cezalar yok. Buna rağmen kusuru olmayan hekimlere 70–80 milyon liralık tazminatlar yüklenebiliyor. Bu kabul edilemez” dedi. Tıbbın doğası gereği risk içerdiğini vurgulayan Ayhan, “Kan transfüzyonunda ya da organ naklinde her şey doğru yapılsa bile olumsuz sonuçlar ortaya çıkabilir. Sorun, her sonucun otomatik olarak malpraktis sayılmasında” ifadelerini kullandı.
5 DAKİKADA SAĞLIK OLMAZ
Kısa muayene sürelerinin hatalara yol açacağını vurgulayan Ayhan “Bir işlemle ilgili sağlıklı bilgilendirme en az 10–15 dakika gerektirir. Ama sistem hekime 5 dakika veriyor. Hem her şey eksiksiz yapılsın deniyor hem de hız dayatılıyor. Bu sistemsel bir çelişkidir” diye konuştu. Tıbbi sonuçların yalnızca hekimin bilgi ve becerisine bağlı olmadığını belirten Ayhan, hastanelerin fiziki koşulları, kullanılan malzemeler, yardımcı personel eksikliği ve taşeronlaşmanın da sonuçları etkilediğini söyledi. “Hekimin kullanmak zorunda bırakıldığı malzemeler de sonucu etkileyebiliyor. Tüm sorumluluğun hekime yüklenmesi adil değil” diyen Ayhan, şöyle devam etti:
“Malpraktis tartışmalarının hekim hatası üzerinden yürütülmesi yanlış. Sorun sistemseldir. Hekim soruşturulabilir, yaptırma da tabi tutulabilir şayet bir ihmal, kasıt varsa. Kusur ile tıbbın kaçınılmaz riskleri ayrılmalıdır. Sistemin adil biçimde düzenlenmesi gerekiyor.”
***
MİLYON LİRALIK TAZMİNATLAR
109 milyon TL: Antep’te ameliyat sonrası gelişen komplikasyon nedeniyle 109 milyon TL tazminat cezası verildi.
77 milyon TL: Diyarbakır’da Down sendromlu doğum nedeniyle kadın hastalıkları ve doğum uzmanına milyonlarca liralık tazminata hükmedildi.
130 bin dolar (4–5 milyon TL): İzmir’de ameliyat sonrası açılan davada hastaya milyon liralık tazminat ödenmesine karar verildi.
***
ASTRONOMİK CEZALAR SAĞLIĞI VURUYOR
Türk Tabipleri Birliği (TTB), son dönemde verilen astronomik malpraktis tazminatlarının toplum sağlığını da tehdit ettiğini vurguladı. Yüksek tazminatların hekimleri riskli işlemlerden kaçınmaya ittiği, bunun da “defansif tıp” uygulamalarını artırarak gereksiz tetkiklere ve özellikle yüksek riskli tedavilere erişimin zorlaşmasına yol açtığı belirtildi. Önlem alınsa bile ortaya çıkabilen komplikasyonlar ile hizmet kaynaklı kusurun çoğu dosyada net biçimde ayrılamadığı kaydedilen açıklamada, 2010’dan beri uygulanan zorunlu mesleki sorumluluk sigortasının ise düşük teminat limitleri nedeniyle hekimleri korumadığını ifade etti. Sigorta primlerinin artırılmasının çözüm olmadığı, bunun hekimleri mesleği bırakmaya, düşük riskli alanlara yönelttiği kaydedildi.
