İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye’de emekli mücadelesi ve görevlerimiz

Zeynel Abidin Ergen – Tüm Emeklilerin Sendikası Genel Başkanı

Emeklilik; sınıf mücadelesinin bir kazanımıdır. Kapitalist sistemin köle gibi çalıştırdığı işçiler, çalışamaz duruma geldiklerinde, yaşamlarını sürdürebilecekleri sosyal güvencelerden yoksundular. Sosyal koruma daha çok aile içi dayanışmayla sağlanmaya çalışılıyordu. Ancak bu sürdürülebilir bir durum değildi. Çalışanlar, zaten karın tokluğuna çalışıyordu. Bir de yaşlı bakımı olunca hem iş kaybı, hem de güç kaybına neden oluyordu. Yaşlılık sosyal bir yaraya dönüşmüştü. Sistem sürdürülebilir değildi. Emekçilerin mücadelesi, adeta bir devrim gerçekleştirdi. Emeklilik hakkını elde etti.  Kapitalist sistemde emekçilerin kazandıkları en olumlu devrimlerinden biri gerçekleşmiş oldu.  

Şimdi bu devrimi karşı bir devrimle etkisiz kılmaya çalışan bir iktidarla karşı karşıyayız. İktidar, kraldan çok kralcılık yapıyor. Neoliberal sistemin; bedeli peşin ödenen emeklilik hakkını sınırlandırmak istediği biliniyor. Ancak AKP iktidarı, “vur” denince öldürüyor. AKP emeklileri yok sayıyor. Devletin kaynaklarını emekliden, emekçiden yana değil; sermayeden, yandaşlardan ve bir avuç trol ve çetelerden yana kullanıyor.  

Gelinen noktada AKP iktidarı ve iş birliği yaptığı partiler, emeklileri derin yoksulluk bataklığına itmiştir. Yıllardır kamuoyunda dillendirilen ve meclise sunulan taleplerin hiçbiri karşılanmamıştır. Emeklilerin sefaletinin sorumlusu yalnızca AKP değildir. AKP ile iş birliği yapanlarda aynı oranda sorumludur. Başta ana muhalefet partisi olmak üzere, muhalefet ise, emeklilerin hak mücadelesini hiç olmadığı kadar destekliyor. Bu destek biz emeklileri umutlandırsa da esasen çözülmesi gereken sorunlarımızı unutturmuyor. Bu sorunların başında örgütlenme gelmektedir.  

Emekliler iki türlü örgütleniyor. Birisi dernek veya platform tipi örgütlenme, ikincisi ise sendikalaşma tipi örgütlenmedir. Dernek tipi örgütlenmelerin üye sayısı milyonu aşmışken, emeklilerin sorunlarına tek bir çare üretmedikleri gibi, çare için hiçbir çabaları da yoktur. Bu tip yapılar daha çok tipik işçi-aristokrat alışkanlıklarından öteye bir anlam ifade etmiyor. Bu tip örgütlenmeler, sistemin emniyet sibopları olarak emekli örgütlerinin önünde büyük bir engel olarak duruyor.  

Sendikalara gelirsek: Devlet emekli sendikalarını tanımıyor. Kurulmuş olanları kapatıyor. Kurulacak olanlara da izin vermiyor. Bu önemli bir sorundur. Ancak emekliler bu yasaklara ve basıklara karşı emekli sendikaları kurmaya, ne pahasına olursa olsun kurulanları yaşatmaya devam ediyor. Zira iktidarların ve onun siyasallaştırdığı yargının kararları, imzacısı olunan uluslararası sözleşmelerle çelişmektedir. Bu konuda adım atması gereken iktidarın kendisidir. Adım atmıyorsa, sorumlu kendisidir. İkinci bir sorun; sendikaların parçalı yapısıdır. Bu parçalı süreçten çıkmak gerekiyor. Ancak söylendiği kadar kolay olmuyor. Sonuçta demokratik mücadeleler, siyasal mücadelelerle paralel yürüyor.  

Ancak bir yol vardır. Emekli örgütlerinin söz birliği, iş birliği ve mücadele birliği yapması özlenen birlikteliğin temel taşıyıcısı olabilir. Zaten koşullar bunu dayatıyor. Bunun zeminleri fazlasıyla oluşmuş durumda. Bu kapsamda, en geniş güç birliklerinin kurulması kaçınılmazdır. Sadece emekli örgütleri ile değil, aynı zamanda emek örgütleri ile, demokratik kitle örgütleri ile; emekten, demokrasiden, özgürlükten yana güçlerle birleşik bir muhalefetin örülmesi sağlanmalıdır.  

Hayat pahalılığı çekilmez noktadadır. Öyle ki; bırakalım insanca yaşamayı, emekliler hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu doğrultuda acil olarak, kimi iyileştirmeler için güçlü bir çıkış yapılmalıdır. Bu anlamda CHP’nin başlattığı meclis direnişi, emekliler nezdinde ve demokratik kamuoyunda büyük karşılık buldu. Özellikle Tüm Emeklilerin Sendikası her gün 50 civarında merkezde ciddi demokratik tepkilerle milletvekillerinin meclisi terk etmeme direnişini destekledi. Desteklemeye de devam edecektir.  

Ancak AKP yine de bildiğini okuyor. Şimdi daha güçlü bir çıkışa ihtiyacımız vardır. Emeklilerin 20 bin liralık seyyanen zam talebi için ve sendikal hakların teslim edilmesi için çalışmalıdır. Bir başka çalışma, bir karşı devrim yasası olan 5510 sayılı yasanın kaldırılıp, sosyal tarafların uzlaşısıyla yeniden bir emeklilik yasasının tanımlanması için yürütülmelidir. Bunun için hukukçular, bilim insanları, sendikalar ve meclisteki emekten yana milletvekilleri ile ortak bir çalışma ortaya koymak gereklidir.  

Sonuç olarak; AKP ve destekçisi siyasi partiler ömrünü tamamlamıştır. Bunların emeklilere ve emekçilere sağlayabileceği hiçbir şey yoktur. Bu sistemin ve iktidarın, demokratik mücadeleyle gönderilmesinin günü gelmiştir. Emeklilerin insanca yaşama mücadelesi sadece parlamentoya sığdırılamaz. Bu mücadele emeğin, demokrasinin toplumsal ayakları ile başarıya ulaşabilir. Yapılması gereken, bu sistemden mağdur olan her kesimle birlikte hareket etmek ve sınıf dayanışmasını güçlendirmektir.  

   Site Tasarımı: Kadir Hameş Tarafından Yapıldı