Göçmen Ev İşçileri Yalnız Değildir

Açıklamalarımız, Basında Ev İşçileri, Sendikadan Haberler

göçmen ev işçileri yalnız değildir

Hürriyet Gazetesi’nden Burcu Purtal Uçar’ın haberine göre İstanbul’da çocuk bakıcılığı yapan Özbek ev işçisi Dilnoza, işvereninin saldırısına uğradı. Haberde büyük bir inşaat şirketinin yönetim kurulu başkanı olduğu belirtilen işveren N.G.’nin Dilnoza’yı yumrukladığı ve demir çubukla dövdüğü ve kollarını kırdığı ifade ediliyor. Dilnoza ne yazık ki tek değil. Türkiye’de çok sayıda göçmen ev işçisi kölelik koşullarında çalışıyor. Sayıları yüz binleri bulduğu tahmin edilen göçmen ev işçilerinin yaşam koşulları sınır dışı edilme riski nedeniyle daha da ağırlaşıyor. İzinsiz ikamet ve kaçak çalışma göçmen ev işçilerini tümüyle ajanslara ve çalıştıkları eve bağımlı kılıyor. Hiçbir hakka sahip olmayan göçmen ev işçileri işverenlerin sömürüsüne maruz kalıyor. Çalıştıkları evlerde kolayca işi terk etmesinler diye pasaportlarına el konuluyor, maaşlarının bir kısmı işten ayrılıncaya kadar kendilerine verilmiyor, gidecek yerleri olmadığından uzun iş saatlerine ve ağır işlere itiraz edemiyorlar. Ağrılıklı olarak yatılı çalıştıkları için mesai kavramı kayboluyor ve çalışma süreleri çok uzun hale geliyor;  gece-gündüz işverenin hizmetine hazır olmak zorunda kalıyorlar. İş yükleri ağır, özel hayat mahremiyetleri fazlasıyla sınırlı, ücretleri düşük ve sosyal yardımlardan yoksun durumdalar. Yetersiz beslenme ve barınma koşulları hayatlarını olumsuz yönde etkiliyor. Bunların yanı sıra göçmen ev işçileri çalıştıkları evlerde cinsel saldırı ve şiddet riskiyle, sokakta rüşvet ve polis baskısı ile yüz yüzeler. Onlar için dışarıda dolaşmak da tehlikeli olduğundan haftalık izinlerini bile kullanamıyorlar. Vize sorunu nedeniyle yıllarca memleketine gidemeyen, Türkiye’de çocuk doğurup kaçak olduğundan çocuğunu okula yazdıramayan pek çok göçmen işçi bulunduğu biliniyor.

 Göçmen ev işçilerinin karşı karşıya kaldıkları bu sorunların en önemli kaynağı kayıt dışı çalışmadır. Göçmen ev işçilerinin çalışma ve yaşam koşullarının iyileştirilmesi için öncelikle göçmen ev işçilerini “kaçak”, “yasa dışı” gibi ifadelerle onları suçlu gibi gösteren Türkiye’deki mevcut sistemden vazgeçilmelidir. Yasal izinlerin verilmesi kolaylaştırılmalıdır. Çalışma iznini ev işvereninin kefilliğine bağlayan mevcut sistem, işçileri işverenlere bağımlı kılmaktadır. Bu nedenle göçmenlerin ikamet ve çalışma izinlerine işverenlerinden bağımsız olarak başvurabilmesi sağlanmalıdır. Buna ek olarak çalışma izinlerinin ev hizmetleri ile sınırlandırılması uygulamasından vazgeçilmelidir. Göçmen ev işçilerinin maruz kaldıkları şiddet ve taciz olayları konusunda bilgi ve destek alabilecekleri çok dilli hizmet veren birimler ve bilgi hatları oluşturulmalı, ev işçileri bu tip durumlarda neler yapabilecekleri konusunda bilgilendirilmelidir. Kayıt dışı olarak çalışan göçmen işçilerin izin alma süreçleri hızlandırılmalı ve göçmen ev işçilerine insana yakışır iş ve yaşam koşulları sağlanmalıdır.

Biz, Türkiyeli ya da göçmen tüm ev işçileri için insana yakışır iş talep ediyoruz. Ev işçisi kardeşimiz Dilnoza İstemova’nın maruz kaldığı şiddetin sorumlularının yargılanması sürecinin takipçisi olacağız. Göçmen ev işçileri yalnız değildir.

 

İmece Ev İşçileri Sendikası

 07.08.2014

Reklamlar

Ev İşçileri Kölelik Yasasına Hayır Dedi!

Açıklamalarımız, Sendikadan Haberler, Videolar

22 temmuz torba yasa 122 temmuz torba yasa 2

 

İmece Ev işçileri Sendikası olarak torba yasa adı altında bize dayatılan kölelik koşullarına hayır demek için SGK İl Müdürlüğü önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdik. Açıklamayı İmece Ev İşçileri Sendikası Yöneticisi Nuray Akkaya okudu. Eyleme sendikalar ve kadın örgütleri de destek verdiler.

Basın açıklamasını buradan izleyebilirsiniz:

Ev işçilerine kölelik yasasına karşı mücadelemizi destekleyen kurumlar şunlardır:

Amargi İzmir

Ankara Feminist Kolektif

Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği

DİSK Emekli-Sen Aksaray 3 No’lu Şube

DİSK Kadın Komisyonu

Emekçi Hareket Partili Kadınlar

Emekliler Dayanışma Sendikası

EMEP’li Kadınlar

Eşitlik İzleme Kadın Grubu- EŞİTİZ

Eşit Yaşam Derneği

FİLMMOR

GENEL-İŞ Sendikasından Kadınlar

Gökkuşağı Kadın Derneği

Halkevci Kadınlar

HDK Kadın Meclisi

İmece Ev İşçileri Sendikası

İmece Kadın Dayanışma Derneği

İnsan Hakları Derneği Kadın Hakları Komisyonu

İstanbul Feminist Kolektif 

İstanbul KESK Kadın Meclisi

İşçi Demokrasisi Partisi’nden Kadınlar

Kadın Çalışmaları Derneği

Kadın Dayanışma Vakfı

Kadınlarla Dayanışma Vakfı

Kadın Emeği Kolektifi

Kadın Mühendisler, Mimarlar, Şehir Planlamacılar ve Teknik Elemanlar

KAMER Vakfı

Kampüs Cadıları

KEİG Platformu

Mor Dayanışma

ÖDP’li Kadınlar

Petrol-İş Sendikası Kadın Dergisi

Sosyalist Kadın Meclisleri

SYKP İstanbul İl Kadın Meclisi

TMMOB’li Kadınlar

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu Kadın Çalışma Grubu

Türk Kadınlar Birliği

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu

Yeni Demokrat Kadın

Yeşil Sol Kadınlar

Torba Yasa Tasarısında Ev işçilerinin Sigortalanmasına İlişkin Düzenlemelere Dair Açıklamamızdır

Açıklamalarımız

BqKqvdaIIAA5mE9

 

Ev İşçileri için Kölelik Yasasına Hayır!

Ev İşçilerine İnsana Yakışır İş İstiyoruz!

Torba Kanun Tasarısında ev işçilerinin sosyal güvenlik haklarına ilişkin düzenlemeler “Gündelikçilere emeklilik müjdesi” şeklinde medyaya servis ediliyor. Tasarının göz boyamak için oluşturulan cilasını biraz kazıdığımızda ise ev işçilerine yönelik ayrımcılıkla ve hak gasplarıyla karşılaşıyoruz. Ev işçilerine köleliği reva gören bu tasarı hiçbir talebimizi karşılamamaktadır. Bakanlık taleplerimizin hiçbirini dikkate almamış, adeta görmezden gelmiştir. Torba yasada maddelerin bu haliyle geçmesi ev işçilerin işçilere tanınan tüm haklardan yararlanma, güvenceli-güvenli iş ortamı sağlanması, mesleki standartların belirlenmesi ve kolay sigortalılık hakkının tanınması sorunlarının hiçbirini çözmemektedir.Tasarı, ev işçilerinin hukuki statüsüne hiçbir yenilik getirmediği gibi, büyük hak kayıplarına yol açacak, durumumuzu olduğundan daha da geriletecek düzenlemeler içermektedir:

1- Yasa tasarısı ev işçileri için 10 günden az – 10 günden fazla çalışma ayrımı yapmakta ve 10 günden az çalışanlar için ayrı bir düzenlemeye gitmektedir. Uygulama suiistimale açıktır ve bu haliyle yasalaşırsa kayıtdışını teşvik edecek, kayıtdışı çalışmayı artıracak  ve ev işçilerinin mevcut durumunu daha da kötüleştirecektir. 10 günden fazla işçi çalıştıran işverenler fazla prim ödemekten ve sorumluluktan kaçmak için çalışma gününü 10 günden az gösterebilecektir. Bu durumun denetlenmesi ise neredeyse imkansızdır. Ev işçileri için 10 günden az çalışan – 10 günden fazla çalışan ayrımından vazgeçilmelidir

2- 10 günden az çalışma gibi bir düzenleme tüm mevzuata aykırılık teşkil etmekte ve ayrımcılık yaratmaktadır. Bu düzenleme anayasaya, 5510 sayılı kanuna, ILO 189 sözleşmesine ve diğer uluslararası sözleşmelere aykırıdır. 5510 sayılı kanuna göre kişi 1 gün çalışsa bile sigortalı olmalıdır. Tüm diğer işçiler gibi 10 günden az çalışan ev işçisi de işçidir. Sigorta hakkımız çalıştığımız gün sayısına bakılmaksızın güvence altına alınmalıdır.

3- Ev işi iş, ev işi işçidir! Oysa yasa tasarısında “Ev hizmetlerinde bir kişiyi ayda 10 günden az çalıştıranlar işveren sayılmayacaktır.”  denilmektedir. Halihazırda ev işçilerinin en büyük kısmı bir ev işvereninde 10 günden az çalışmaktadır. Biz ev işçileri olarak 4857 sayılı iş kanunun 4. maddesine ev hizmetlerinde çalışanların da dahil edilmesinin mücadelesini verirken bu yasal düzenleme ile 10 günden az çalışan ev işçilerinin işçi sayılmadıkları bir kere daha tescillenmiş olacaktır.

4- Tasarıya göre 10 günden az çalışan ev işçileri için kupon sistemi uygulamasına geçilecektir. Bu durumda işveren işçiye para değil kuponla ödeme yapacaktır ve ev işçisi ücretini bankalardan tahsil edecektir. Ücretini %2 oranında iş kazası ve meslek hastalığı primi kesintisi ile alacaktır. Bu durumda prim maliyeti işçi ücretine yansıtılacaktır ve ücretlerin düşmesine yol açacaktır.

5- 10 günden az işçi çalıştıran işveren sadece iş kazası ve meslek hastalığı primi ödeyecektir, hastalık ve yaşlılık primlerini ödemeyecektir. Ev işçisi bu sigorta ile sağlık hizmetlerinden ve emeklilik hakkından yararlanamayacaktır. İşçi, eğer isterse kendi primlerini kendisi yatıracaktır. Fakat ev işçilerinin çalışma koşulları, işin düzensizliği ve ücretlerin düşüklüğü düşünüldüğünde hiçbir ev işçisinin kendi sigorta primini yatıramayacağı açıktır. Sağlık hakkı ve emeklilik hakkı tanımayan bir sigortalılık hiçbir güvence sağlamamaktadır. Sağlık hakkı ve emeklilik hakkı tüm işçilerle birlikte ev işçilerinin de hakkıdır ve ev işçileri bu haklardan mahrum bırakılamaz.

6- Tasarıda işverenlerin ev işçilerinin karşı karşıya kaldıkları iş kazaları ve meslek hastalıklarına ilişkin hiçbir düzenleme yapılmamaktadır. Buna karşın 10 günden az işçi çalıştıranlar işveren sayılmadıkları için iş kazası ve meslek hastalıkları açısından sorumlu tutulamayacaklardır. Tasarı bu haliyle yasalaşırsa ev işçilerinin meslek hastalıkları ve iş kazaları artarak devam edecektir. Bu düzenleme ev işçilerini toz bezi gibi kullanıp işe yaramaz hale geldiğinde kenara atmak demektir.

7- Tasarıda geçmişteki hak kayıplarına yönelik hiçbir düzenleme yoktur. Pek çok ev işçisi 10-15 yıldır ev işlerinde çalışmaktadır. Halihazırda sendikamız geçmişe dönük ev işverenlerine ve Sosyal Güvenlik Kurumuna karşı “hizmet tespit davaları” açarak ev işçilerinin haklarını aramaktadır. Bu süreç yaratılan bürokrasi ve adaletsiz hukuk sistemi nedeniyle zorluklarla doludur. Geçmiş çalışma sürelerimiz görmezlikten gelinmemeli, üstü örtülmemelidir. Yasal eksikliklerin bedeli ev işçilerine ödetilmemelidir.

8- Ev işçilerinin sigortalanmasında 10 günlük veya başkaca herhangi  bir kriter kayıt dışını çözmeyeceği gibi kayıt dışına teşvik niteliği taşıyacaktır. Ev işçilerinin sigortalanması sorunu hiçbir kritere bağlı olmaksızın bizzat devlet teşviki ile yapılmak zorundadır. En az 5 yıl süreyle sigorta primleri genel bütçeden karşılanmalı ve ev işçileri tüm sigorta kolları kapsamında sigortalı sayılmalıdır. Prim ödeme sisteminin de “kolay sigorta” kapsamında yeniden düzenlenmesi ve kupon veya çek sistemi örnekleri bu yönde değerlendirilmelidir.

Bu yasa ev işçilerine kölelik düzenlemesidir. Tüm ev işçilerini bizlere köleliği reva gören bu yasa tasarısına karşı mücadeleyi yükseltmeye çağırıyoruz!

Ev işçileri olarak çalışma koşullarımızın düzeltilmesine ilişkin olarak taleplerimiz şunlardır;

1- Ev işçileri 4857 sayılı İş Kanunu ve 6331 sayılı İSİG kanunu kapsamına alınmalıdır.

2- Bütün ev işçileri sosyal güvenlik şemsiyesine alınmalı, ev işçilerinin sigorta primi için teşvik verilmelidir.

3- Ev işçileri çalışanların kullandığı bütün hakları kullanılabilmelidir. Bu haklar uygulanabilir ve erişilebilir olabilir.

4- Gündelikçi ev işçilerinin sigortalanması için hak kayıplarına yol açmayacak şekilde bir hizmet çeki sistemi getirilmelidir. Uygulaması çok kolay olmalıdır.

5- Ücretli, ücretsiz tüm ev işçilerine yıpranma payı ve erken emeklilik getirilmelidir.

6- Özel istihdam büroları ve kiralık işçi büroları ve kiralık işçi büroları kapatılmalıdır. Modern köle ticaretine son verilmelidir.

7- Ev işçilerinin sendikal örgütlenmesinin önü açılmalıdır.

8- Evde (bakıma muhtaç) yaşlı ve engelli yakınına bakan kişilere ASPB’dan ödenen bakım ücreti, yardım olarak değil hak olarak sağlanmalıdır. Evde bakım hizmeti verenler sosyal güvenlik şemsiyesine alınmalıdır.

9- Bakım hizmeti haktır, bütün yurttaşlara parasız bakım hizmeti kamusal alanda sunulmalıdır.

10- Göçmen ev işçilerinin iş koşulları iyileştirilmeli, çalışma izni işverene bağlı olmaktan çıkarılmalıdır.

11- Örgütlenme özgürlüğü, toplu iş sözleşmesi hakkı, her türlü zorla çalışma ve çalıştırmanın tasfiyesi ve her türlü ayrımcılıkla mücadele ve kadın erkek işçilere eşit olanakların sağlanması gibi tavsiyesi kararlarını içeren ILO 189 Sözleşmesi imzalanmalıdır

İmece Ev İşçileri Sendikası

15.07.2014

 

 

 

 

 

 

 

 

16 Haziran Dünya Ev İşçileri Günü’ne ilişkin olarak yaptığımız basın açıklaması

Açıklamalarımız

Basına ve Kamuoyuna,

Burada 16 Haziran Dünya Ev İşçileri Gününü kutlamak için toplandık. Ancak bütün dünyada ev işçileri tarafından sevinçle kutlanan bu gün  Türkiye’de iş cinayetlerinin daha da artarak  iş katliamına dönüşmüş olması nedeniyle   bizim için buruk bir gün.

Açıklamamıza başlamadan önce; Soma’da ve tüm madenlerde,  tersanelerde, Davutpaşa’da, Ostim’de, Esenyurt’da, gökdelen inşaatlarında, evlerde ve hemen  her sektörde gerçekleşen iş cinayetleri ve işçi katliamlarında hayatlarını kaybeden işçileri saygıyla anıyoruz. Cam silerken düşerek iş cinayetlerinde ölen ev işçisi arkadaşlarımız Gültekiye Özmen’i, Pakize Akçam’ı,  Fatma Aldal’ı, Rukiye Şimşek’i ve ismini bilmediğimiz onlarca ev işçisini unutmayacağız. Unutturmayacağız.

Geçen yıl 16 Haziran Dünya Ev İşçileri Günü’nde yine alanlardaydık ve şöyle haykırmıştık: “Ev İşi İş Ev İşçisi İşçidir”. O zamandan bu yana ev işçilerinin mücadelesinde çok önemli bir mevzi kazanıldı. İmece Ev İşçileri Sendikası kuruldu. Artık ev işçilerinin bir sendikası var. Bütün ev işçilerini İmece Ev İşçileri Sendikası’nda örgütlenmeye, dayanışmaya ve mücadeleye çağırıyoruz.

Ev işçileri olarak çok ağır sömürü koşulları ile karşı karşıyayız. İşçi olduğumuz halde iş yasası kapsamında değiliz. Bu ayrımcılık biz ev işçilerinin emeğinin yok sayılması demektir. Haklarımızın gasp edilmesi demektir.  Ev işçilerinin iş yasası kapsamına alınmasını istiyoruz.

Öte taraftan bize deniyor ki bir gün bile çalışsanız iş vereniniz sigorta yapmak zorunda. Oysa bu sadece kağıt üstünde doğrudur. Gerçekte ise ev işçisini sigorta yapmak  deveye hendek atlatmaktan daha zordur.  Basında haberler çıkıyor. Villalara gidip astronomik cezalar kesildiği söyleniyor.  Biz ceza istemiyoruz. Devletin önce  kolay sigorta yapılması için  çözüm getirmesini istiyoruz. Hiçbir ev işvereni  mevcut  yasayı ve mevzuatı uygulayacak uzmanlığa ve donanıma sahip değildir.

Kağıt üstünde verilmiş sigorta hakkı hak değildir. Soruyoruz bir milyonun üstünde ev işçisi var bunlardan kaçı sigortalı? Ev işçileri işçi olmaktan kaynaklı bütün haklarını ve  hizmet çeki yada kupon sistemi gibi  kolay sigorta çözümü talep etmektedir.

İmece Ev İşçileri Sendikası olarak ev işçilerinin özel istihdam büroları adı altında taşeron sistemine peşkeş çekilmesine  karşı çıkıyoruz.

Taşeron sisteminin  getirilmesi, ev işçilerinin özel istihdam büroları ve kiralık işçi bürolarına mahkum edilmesi  sanki ev işçisine iyilikmiş gibi sunuluyor.  Oysa taşeronlaşma, kiralık işçi büroları ve özel istihdam büroları  bizim değil, sırtımızdan sermaye biriktirmek isteyen patronların talepleridir.

Ev işçileri kiralık değildir. Ev işçisi işçidir! Kiralık işçi büroları, özel istihdam büroları kapatılsın

Güvencesiz çalışma, taciz, mobbing, meslek hastalıkları ve iş kazası riskini artırmaktadır. Göçmen ev işçileri için bu riskler katlanarak artmaktadır. Göçmen ev işçilerinin çalışma izni ve çalışma koşulları iyileştirilsin.

Dünyada yaklaşık 14 ülkenin imzaladığı ILO 189 “Ev İşçilerine İnsana Yakışır İş Sözleşmesi”  Türkiye’de de imzalasın.

İş cinayetleri durdurulsun. Soma iş katliamından ders çıkarılsın. “Maden Ocaklarında Sağlık ve Güvenlik Sözleşmesi’ ILO C176 imzalansın.

Ev işçileri iş yasası kapsamına alınsın, ev işçisini  sigorta yapmak kolaylaştırılsın.

Tüm Ev İşçilerinin Dünya Ev İşçileri Günü kutlu olsun!

Yaşasın Ev İşçilerinin Sendikası!

Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

İmece Ev İşçileri Sendikası

15.06.2014

13 Mayıs’ta Manisa’nın Soma ilçesindeki bir maden ocağında yaşanan ve 301 kişinin hayatını kaybettiği iş cinayeti ile ilgili KEİG Platformu’nun     açıklaması aşağıda yer almaktadır.

SOMA’DA YAŞANAN KADER DEĞİL, İŞ CİNAYETİDİR: TAŞERON ÇALIŞMA ÖLDÜRÜR!

Ölümlü iş ‘kazalarında’ dünya üçüncüsü, ölümlü kaza oranı AB ortalamasının 7 katı bir ülke [1], kayıtsız çalışanlar dahil iki milyonun üstünde taşeron işçi, “madenciliğin fıtratında ölüm var,” diyen bir başbakan [2],  -resmi rakamlara göre- katledilen 301 işçi… Ölü sayısının açıklanandan çok daha fazla olduğuna ve saklandığına dair korkunç iddia…

Bu iddia yetkililerce reddedilse de ölen işçilerin ailelerinin isyanlarının güvenlik güçlerince zorla engellenmesi, Somalıların, Soma’ya gidenlerin, Soma’da bulunan Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) avukatlarının ve yönetim kurulu üyelerinin darp edilerek gözaltına alınması [3] ve Soma’da yapılacak tüm protesto eylemlerinin belirsiz bir tarihe kadar yasaklanması, bu iddianın gerçekliğini akıllara getiriyor. Günlerdir hepimiz bir akıl tutulması yaşıyoruz.

İddialar ve de karşısındaki en çıplak gerçek: Taşeronlaştırma öldürüyor. İşçinin kuralsız ve güvencesiz çalıştığı taşeron sistemi, çalışma hayatının toptan eğretileşmesi anlamına geliyor.

Rödavans değil gizli taşeron sistemi!

Soma Kömür İşletmeleri, Türkiye Kömür İşletmeleri’nin (TKİ) alt işvereni. Yani, TKİ adına işletme yapıyor ve ruhsat sahibi TKİ ile işletme arasında yapılan sözleşmede anlaşılan kömür oranında işletmeye ödeme yapılıyor. Rödavans olarak adlandırılan bu uygulama aslında ‘gizli’ taşeron sistemi.

Bu sistemle çalışma sürelerini uzatan ve “verimliliği sağlayan” (saatlik veya parça başı ücret gibi) uygulamalar hızla yerleştiriliyor. Ayrıca Soma gibi tütün, pancar ve pamuk yetişen verimli toprakların ekolojik yıkımla verimsizleşmesi, tarımdaki desteklemelerin ortadan kaldırılması, tarım üreticilerinin banka kredileri yoluyla borçlandırılması ve dolayısıyla mülksüzleştirilmesi de tarımdan madene akan ucuz işgücünün kaynağı oluyor. Katliam hakkında yayınlanan tüm programlarda mikrofon uzatılan işçiler, yakınlarının öldüğü madende çalışmaya  mecbur olduklarını, çünkü yaşadıkları bölgede başka iş imkanının kalmadığını ve borçlarının olduğunu anlatıyorlar.

Taşeron çalışma, Türkiye’de her zaman yaygın bir çalışma biçimi olsa da AKP’nin yasalaştırdığı İş Kanunu ile alt işveren adı altında yasal bir dayanak kazanarak büyük bir hızla büyümüştür [4]. Şu an yalnızca özel sektörde değil, belediyelerden kamu kuruluşlarına her yerde, taşeron çalışma bir norm haline gelmeye başlamış bulunmaktadır. “Kadın İstihdam Paketi” tartışmalarında da gördüğümüz gibi yıllardır ifade edilen kıdem tazminatının tasfiyesi, özel istihdam bürolarına işçi kiralama yetkisi verilmesi,  taşeronluğun yaygınlaştırılması, kadın istihdamının arttırılması üzerinden tüm işgücü piyasasının eğretileştirilmesine yöneliktir.

İhmal ve denetimsizlik iş cinayetlerine götürüyor!

İşçi sağlığı ve güvenliği için olmazsa olmaz iş yeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı hizmetleri, Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri’nden (OSGB) satın alınabildiğinden işçi sağlığı ve güvenliği sistemi de piyasalaştırılarak taşeronlaştırılmakta ve bu da denetimsizlik anlamına gelmektedir [5]. Hükümetin üst kademeleri tarafından 1. sınıf olduğu ileri sürülen bir madende yaşanan iş cinayetleri, “denetimlerin önceden haberli bir şekilde ve üstün körü yapıldığı” tezini doğrulamaktadır. Daha çok kâr mantığı üzerinde yükselen neoliberal ekonomi anlayışı, işgücü ve teknoloji maliyetlerini düşürerek kârı arttırmakta ve bu durum kanunlarla normalleştirilmektedir. Taşeronlaştırma yalnızca işin maliyetinin düşürülmesini getirmez, işgücünün bu uygulamalar karşısında örgütlenmesinin önünde de engel oluşturur. Bu nedenle Soma katliamının kadere bağlanmaya çalışılması da şaşırtıcı değildir.

Devlet, hem TKİ’nin üretim sürecinde almadığı önlemler hem de yetersiz/ taşeronlaşmayı meşrulaştıran denetim(sizlik)leri nedeniyle Soma’daki iş cinayetlerinin birinci dereceden sorumlusudur. Soma’da gerçekleşen iş kazaları ile ilgili bir komisyonun kurulmasıyla ilgili olarak 2013 Ekiminde verilen önerinin Meclis gündemine ancak 7 ay sonra gelmesi ve diğer üç partinin imzaladığı önergenin AKP milletvekillerinin oyları ile reddedilmesi [6], hükümetin sorumluluğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Yaşanan katliamın ikinci sorumlusu ise gerekli önlemleri almayan işverendir. Soma Holding’in sahibi Alp Gürkan’ın bir röportajında “TKİ’nin 140 dolara mal ettiği kömürü 23,80 dolara mal etmekle” övünmesi [7], özel sektörün işçilerin sağlığından, güvenliğinden ve insana yaraşır çalışma koşullarından ödünle maliyetleri düşürdüğünün en açık ifadelerinden birisidir.

Var olan yasal değişikliklere ek olarak, yeni hazırlanan yasa değişiklikleri ile asıl işlerin de taşerona verilmesi mümkün hale gelerek, kuralsız, güvencesiz ve insani olmayan koşullarda çalışmanın önü sınırsızca açılmak istenmektedir.

İş kazaları en çok metalden eşya üretiminde yaşanırken, ölümlü kaza en çok inşaat sektöründe, ardından ise madencilikte olmaktadır [8]. Bunun yanında görünmezleştirilen ev eksenli çalışma, ev işçiliği gibi iş yerinin ev olduğu çalışma biçimleri dolayısıyla yaşanan ölümler, yaralanmalar ve/ya meslek hastalıklarına dair ise elimizde herhangi bir veri yoktur.

Sorumlular cezalandırılsın, iş cinayetleri son bulsun!

İş kazaları önlenebilir hataların/ ihmallerin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Soma’da yaşanan ihmaller zinciri devletin çalışma yaşamını taşeronlaştırma, güvencesizleştirme politikalarının ve maliyet kaygısı ile hareket eden işverenin ortak sorumluluğudur.

* Tüm sorumlular cezalandırılmalıdır.

* Soma iş katliamında ölenlerin yakınlarına ve sağ kurtulanlara tazminat ödenmelidir.

* Madenlerde çalışmak zaruret olmaktan çıkarılmalı başka çalışma alanları sağlanmalıdır.

* Örgütsüz, güvencesiz, iş güvenliği içermeyen çalışma koşullarını pekiştiren taşeron sistemi hemen uygulamadan kaldırılmalıdır.

* Kadınlara da öngörüldüğü gibi, “madem ki iş istiyorsun, koşullara razı ol,” politikasına son verilmeli, insani kalkınma yaklaşımı temel alınmalıdır.

Dipnotlar:
[1] http://www.bianet.org/bianet/siyaset/122483-turkiye-olumlu-is-kazalarinda-dunya-ucuncusu
[2] http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/erdogan-bu-isin-fitratinda-var-haberi-92417
[3] http://www.hurriyet.com.tr/gundem/26436648.asp
[4] http://www.sendika.org/2014/05/taseron-manyakliginin-fitratinda-olum-var-can-safak/
[5] http://www.sendika.org/2014/05/isci-sagligi-is-guvenligi-acisindan-somada-kim-sorumlu/
[6] http://www.radikal.com.tr/turkiye/meclis_somayi_arastirmayi_29_nisanda_reddetti-1191922
[7] http://www.radikal.com.tr/turkiye/soma_holding_komur_maliyetini_nasil_dusurdu-1192019
[8] http://www.imo.org.tr/resimler/dosya_ekler/424fa7ca2c09435_ek.pdf?dergi=143

KEİG Platformu
21 Mayıs 2014
– See more at: http://www.keig.org/gundem.aspx?id=95#sthash.dEptVec9.dpuf

Açıklamalarımız

Yerin altında ve üstünde karanlıklar hep aynı! İnsana Yakışır İş İstiyoruz!

Açıklamalarımız

 

Yerin altında ve üstünde karanlıklar hep aynı!

İnsana Yakışır İş İstiyoruz!

Sürekli işçi cenazeleri kaldırılıyor bu ülkede. Esenyurt’ta, Davutpaşa’da, Tuzla’da, OSTİM’de, Karadon’da, Kozlu’da ve daha nice yerlerde iş cinayetlerinde hayatlarını kaybeden işçi arkadaşlarımızın cenazelerini kaldırıyoruz ; ve şimdi Soma’da yüzlerce madenci arkadaşımızın yasını tutuyoruz.  Onlar, sermayedarların kâr hırsı nedeniyle eşlerinden, çocuklarından, dostlarından, hayattan koparıldılar. Biz, adına kader dedikleri şeyin aslında vahşi kapitalizmin en gaddar yüzü olduğunu, iş cinayetlerinin asla kader olmadığını çok iyi biliyoruz.

Ateş düştüğü yeri yakmıyor; o ateş hepimizi yakıyor.

Bütün iş cinayetlerinde olduğu gibi Soma’da da birinci sorumlu çalışanların yaşam hakkını korumayan, denetim görevini yerine getirmeyen ve taşeron sistemiyle ölümlere davetiye çıkaran devlettir. Devletle birlikte ikinci sorumluluk ise asıl işveren olan TKİ ve alt işveren olan Soma Holding yönetimidir. Bütün sorumlular hesap vermelidir. Soma’daki katliamdan sonra yaygın bir biçimde tartışmaya açılan taşeronluk sistemi ve ülkemizdeki çalışma koşulları sadece madenlerde değil neredeyse tüm sektörlerde doymak bilmeyen sömürü çarkını da gözler önüne serdi. Biz ev işçileri de bu durumdan payımızı almaktayız. Fabrikalarda, madenlerde, tersanelerde, film setlerinde, plazalarda, dershanelerde insan hayatını hiçe sayan pervasız bir sömürü düzeni hüküm sürüyor. Ev işçileri ise ne yazık ki çok ağır sömürü koşulları ile karşı karşıya. Yasal olarak işçi kabul edilmedikleri için işçilerin sahip oldukları en temel haklardan dahi yararlanamıyor, sigortasızlığa ve güvencesiz çalışmaya mahkum ediliyorlar. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon ev işçisinin olduğu tahmin edilse de ev işçileri neredeyse yok sayılıyor. Kayıtsız, güvencesiz çalışan ev işçileri menisküs, fıtık, lif kopması, cilt hastalıkları gibi meslek hastalıklarına yakalanıyorlar, taciz, mobbing gibi risklerle karşı karşıya kalıyorlar. Ev işçilerinin sigortalanması sorunu ise çok basit tedbirler ile çözülebilecekken tozlu raflarda bekletiliyor.

Biz ev işçileri olarak  iş cinayetlerine hiç yabancı değiliz. Ne yazık ki ev işçiliği yaparken iş cinayetlerinde ölen kaç kişi olduğunu bile tam olarak bilemiyoruz çünkü bu konuda ne Çalışma Bakanlığı’nın ne de SGK’nın yaptığı herhangi bir çalışma bulunmuyor. Ama bildiklerimiz de var elbette; Gültekiye Özmen, Fatma Aldal, Pakize Akçam çalıştıkları evlerin camını silerken düşüp hayatlarını kaybettiler. Daha geçtiğimiz Kasım ayında Rukiye Şimşek’i toprağa verdik. O da cam silerken beton zemine düşüp hayatını kaybetti. Rukiye de tıpkı madende hayatını kaybeden pek çok işçi gibi oturduğu evin kredi borcunu ödemek için çalışıyordu. Geride iki çocuk ve gözü yaşlı bir eş kaldı. Yanında çalıştığı işvereni ise Rukiye’nin saatlerce cansız yattığı beton kaldırıma inmeye dahi tenezzül etmedi.

Biz İmece Ev İşçileri Sendikası olarak bugüne kadar ev işçilerinin haklarını savunmak için her alanda mücadele verdik, bundan sonra da vereceğiz. Ev işçilerinin özel istihdam büroları adı altında taşeron sistemine mahkum edilmesine karşı çıkıyoruz. İş yasasına alınmayı, sigortalanmamızın kolaylaştırılmasını ve sigortalanmamız için teşvik sağlanmasını istiyoruz. Ev işçilerinin de özel bir düzenlemeyle iş güvenliği yasası kapsamına alınmasını istiyoruz. İşçilerin sağlıklarının ve yaşam haklarının işverenlerin insafına bırakılmasını kabul etmiyoruz. Tüm işçilerin güvenli ve insana yakışır koşullarda çalışmasının yasal güvence altına alınmasını istiyoruz. Ne yazık ki maden işçilerinin çalışma koşullarına ilişkin ILO 176 sözleşmesini imzalamayan devlet, ev İşçilerinin çalışma koşullarına ilişkin ILO 189 “Ev İşçileri için İnsana Yakışır İş” sözleşmesini imzalama konusunda da ayak sürüyor.

Biz; ILO 176 ve ILO 189 Sözleşmelerinin derhal imzalanmasını talep ediyoruz. İnsana yakışır koşullarda çalışabilmemizin yasal şartlarının sağlanmasını istiyoruz!

 

“ILO 176 Madenlerde Güvenlik ve Sağlık Sözleşmesi” imzalansın!

“ILO 189 Ev İşçilerine İnsana Yakışır İş Sözleşmesi” imzalansın!

Soma İş Katliamını Unutmayalım Unutturmayalım!

İş Cinayetlerine Karşı Birleşerek Mücadele Edelim!

Derdimiz Aynı Davamız Aynı!

İnsana Yakışır İş İstiyoruz!

İMECE EV İşçileri Sendikası